Sayfalar

Cocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2012 Perşembe

Ortaya Karisik Oldu Ama...


iki hafta önceydi...Cekirdek aile olarak kahvaltidaydik.Bir yandan ellerini sadece muzurluk yapmak icin kullanan Ada´nin,hadi diye diye agzina lokmalari atmaya calisiyorum,bir yandan da kendimi doyurma pesindeyim...
Kücük bir cocugu okula vaktinde yetistirme cabasi icinde debelenip duruyorum anlayacaginiz.
Tabii nereye kadar.
Artik dayanamadim.Kollarim agrimaya,saatin hizla ilerlemesi sinirlerimi bozmaya basladi.
-Ada okulda kendi yemegini kendin yiyorsun,peki ama evde neden yemiyorsun ? diye sordum.
-Cüntü otulda öyetmen yediymiyoy !dedi bana.Evet böyle dedi.
Engin aldin mi cevabini der gibi lakayt bir sekilde suratima bakti.Ben de saskin anne modundayim.Niye sasiriyorsam sanki ?


Evet aldim cevabini,oturdum asagiya.
Düsündüm.Cok hakliydi Ada.
Okulda ögretmen yedirmedigi icin kendi yiyor.Ama evde yemezse annesi yediriyor nasil olsa !


Alti aylik oldugundan beri kendi sandalyesinde,ben beslesem bile elinde kasigi ile yemeye ugrasirdi.Üzerini kirletmis olmasi,yere dökmüs olmasi umrumda bile olmazdi.Yeterki yesin,yeterki kendi yesin mutlu olsun !
Bir sene öncesine kadar da,her zaman olmasa da,daha az hadi diyerek,biraz da yardimlarimla yemegini yerdi.
Ama bir senedir eski sabrimin olmayisindan ötürü hemen yesin,ugrasmayayim düsüncesiyle kasik genelde benim elimde olmaya basladi.
Bu da Ada´nin bir hayli isine geldi.


Ada bana bu cevabi verdikten sonra topu ona attim.Olmasi gerektigi gibi.
Amaaaaa bir tabak yemegi yemesi tam bir saat sürdü.Bogazim kuruyana kadar hadi Ada,hadi Ada diyerek...Yanindan da ayrilamiyorum.O zaman hic yemiyor.


Bazen dayanamayip aldim kasigi elime,bazen unutarak yine ben yedirmeye yeltendim.


Ama kararliyim.Bu yemek konusunda yaptigim hatayi toparlamam lazim.
Yemegini bastan sonuna kadar büyük insan gibi yemesini beklemiyorum tabii.
Kasigin onda olmasi gerektigini bilsin yeter.


Avusturya´li anneler bu konularda biz Türk annelerine göre cok farkli.
Türk anneler olarak cocugumuzun islerini yapmayi(onlar yapabilse bile)seviyoruz ve bunu bir sorumluluk olarak görüyoruz kendimize.
Avusturya kültüründe cocuklar daha cok´ben´bilinci ile yetisiyorlar.
Düserse kendileri kalkar,yemegini kasik tutmaya basladiktan sonra kendi kendilerine yerler,kiyafetlerini cikarmasi ya da kendileriyle ilgili bir cok görevi tek basina hallederler.
Cocuklarini bizim gibi sahiplenmekden ziyade cok kücük yaslarda özgür bir birey olmasi amacindalar.
Tabii bunlar benim gözlemlediklerim.istisnalar illa ki vardir.


Biz de durumlar böyle degildir.´Biz´bilinci hakimdir.
Cocuk düsse kalkmasi icin elinden tutariz,yemegini yemesse kendimiz yedirir ya da yardim ederiz.Daha bir sürü sey.
Ve ben seviyorum bu bizim´biz´bilincini.Daha dogal geliyor sanki.
Dokuz ay boyunca tasidigim can ile ben sen degil de biz olabilmek hosuma gidiyor.


Burdaki anaokulunda cocuk yemegini istedigi kadar yer,yemek istemezse kalan yemegi orda buluna kovaya bosaltir.Yani karar onundur.isterse yer isterse yemez.-Hayir bu yemek yenicek diye bir kural yoktur.
Türkiye´de anaokulunda calistigim zamanlarda ben hic bir cocugu yemegini bitirmeden kaldirmazdim.Cünkü bu anneleri icin herseyden daha önemliydi.Okulda ne oynadigi,ne yaptigi  degil de neyi ne kadar yedigi!Türk anneler olarak kafayi yemekle bozdugumuzu kabul edelim :)
Yemek listesindeki bütün yemekleri yedi cümlesi,annelerin ayaklarini yerden keserdi.


Ben her zaman cok sabirli biri olmadigimi söylerim.
Bu noktada sabrimi zorlayacak islerden uzak duruyorum.
Odasini uyumadan önce arada kaytarsak da toplariz.Ama birlikte.Bilirim ki tek basina yapmaz.Ben toplayinca o da toplar.

Herseyi pisiririm.Ada belki istedigi kadar yer,ama mutlaka yer.Yemeden kalkmasina izin vermem.


Yani kurallari belirlerim ama Ada´nin yerine getirebilmesi icin yardim da ederim.
Eger belli kurallar olmasa cocuk büyütmek,cocukla ayni evde olmak bana zulum gibi gelebilir.
Elbette cocugun istedigi seyler önemli ama evin de belli kurallari olmasi sart.
Cocugun dogruyu yanlisi ayirabilmesi ve yönünü bulabilmesi acisindan.
Tabi ki annenin ruhsal salameti icin de muhim :) 
Nerden nereye geldim.


Neyse,
Dün Ada´nin ögretmeni ile kisa bir görüsme yaptik.Ada´nin cok paylasimci,fazlaca cekigen ve(bunu biraz kasarak söyledi ama söyledi)diger Türk cocuklarina göre kendi basina daha cok seyi yapabildigini,yeni baslayanlarin bir cok islerini kendilerinin yapamadigi anlatmaya calisti.
Benim icin cok önemli bir detaydi.Cok mutlu oldum.
Cekingenligini kabul etmisim zaten.


Ne öyle,ne böyle bana göre.
Ne cok korumaci,ne cok genis.Ortasini bulmak püf noktasi.
Mesela,
Parkta bir yere tirmanirken-hayir sen yapamazssin,düsersin,ya da git kendi basina tirman´degil de,hadi tirman,ben senin arkandayim cümlesini cok daha olumlu buluyorum.


Ada ayakkabilarini kendi giyip cikarabiliyor.Ama bazen yapmak istemiyor.O zaman yardim istiyor benden.
Hayir kendi ayakkabilarini kendin giyeceksin demek o an icin bir savas cikarmaktan baska bir ise yaramaz.
Evet ayakkabilarini giyip,cikarabildigini biliyorum.
Ama simdi cani yapmak istemiyorsa yardim edebilirim tabii ki.
































2 Mart 2012 Cuma

Oyuncak Cok,Yaraticilik Yok



Dün bir arkadasim geldi oturmaya,iki lak lak yapmaya.Ama ne oturabildik,ne de iki cift laf edebildik.Bölük pörcük cümlelerimiz,ne diyorduk sorularimiz disinda.

Tam anlami ile bir kaos yasandi bizim evde !


Her cocuk gibi Ada da cocuk istiyor,cocukla oyun oynamak istiyor.Bu yüzden zamanim oldukca cocuklu arkadaslarima götürüyorum.
Ama dün farkettim ki,simdiki cocuklar oyun oynamasini bilmiyorlar.Ya da bizimkiler bir acayip.
iki dakika da bir onlari uyarmaktan artik afakanlar basti bana.Uyarmamin sebebi evde kosmalari,alt kattaki insanlari rahatsiz etmeleri ve bikkin bikkin bir oraya bir buraya kendinlerini atmalari.
Evet !
Ne yapacaklarini sasirmis bir vaziyette,kivrandilar adeta !
Cocuk odasina götürüyorum.´Bakin legolardan ev yapin,kagit alin resim yapin diyorum.Sanki onlar bunlarin hic birini görmemis,farketmemis gibi gözleri parliyor.Oynamaya basliyorlar.Bes dakika sonra yeniden kafalarinda bir lamba yakmamiz gerekiyor ama.

23 Şubat 2012 Perşembe

Adami Hasta Etmeyin !


Takip edenler bilirler.Ada Ekim´den beri anaokuluna gitmeye basladi.
´okulun ilk yili hastaliklarla´gecicek dediydiler de.
-Yok caanim.Tabii ki olucak ama hastalik yili da ilan edecek kadar olmaz´dediydiydim ben de onlara.
Aynen öyle oldu.
iki gün okula gittiyse,üc gün gidemedi.
Öyle cok agir gecirmiyor ama ates,burun akintisi ve öksürük bu kis hep bizimle oldu diyebilirim.
Dün ateslendi.Sonra huzursuzluk ve halsizlik.Evet hastalik yine yeniden evimizde.
Hos gelmedin.Defol git !

10 Şubat 2012 Cuma

Uykusuz Cocuk,Frekans Ayari Bozuk Radyo Gibi



Gecen cumartesi Ada rahatsizlandi.Yutkunurken bogazinin acidigini söyledi.
Ertesi gün doktora götürdüm.Cok önemli bir sey degil dedi.Bademcikleri kizarmis.ilac verdi.
Dolayisiyla bu haftayi evde gecirdi.Ama gelin bir de bana sorun.Hastalikla beraber yemesi,uykusu hersey karisti.
Böyle zamanlarda,corba iciriyorum sadece.Bir de en sevdigi seyi...Makarnayi yapiyorum.Doyurucu da oluyor.
Cok degil iki kasik,üc kasik yese yeter bana lakin bunlar bile benim icin büyük bir zafer haline geldi.Yemek saatleri gelmesin istedim adeta.
Dün artik o kadar yoruldum ki israr etmedim.
Bir bardak süt icti o kadar.Evet tüm gün sadece bir bardak süt.
ilk defa ac bir sekilde yataga girdi.
Aksam uykusuna gecti.Bir saat sonra uyandi.
Uyumak bilmedi.
Sonra aklima geldi.Acaba aclik mi ?
Evet ya aclik !
-Ada senin karnin acikti mi ? diye sordum.
-Evet dedi :)
Babasi da geldi o arada.Beraber bir seyler yediler.
Sonra ne zaman uyudu bilmiyorum.Ondan cok önce uykuya daldigima eminim ama.
-Yani neymis ?
Ac ayi oynamaz,ac Ada da uyumaz(mis) ! :)
Cocuk ne kadar yemek yemesine kendi karar vericek tabi ama sen yine de ac kalmamasi icin biraz israr edeceksin.
Yoksa yememesinin acisini da onunla beraber sen de cekebiliyorsun.


Ve sabah...Öyle bir uyandi ki.
-Tamam dedim icimden.Bugün zor gececek.
Aynen öyle oldu.
Uykusunu almamis bir halde ona kizdi,buna bagirdi.
Herseye sinirlendi.
Evde adamakilli bir terör estirdi.
Uykusu gelen,uykusunu almamis cocuk,o an dünyanin en zor cocugudur bana göre.Bir de uyutmaya calismak daha zor kismi.
Asla memnun olmaz...Suyuna gitsen bile kizacak,kükreyecek bir sey bulur.


Uykusu gelmis cocuk,frekansi bir türlü ayarlanamayan radyo gibi
Ne söyledigi belli,ne de istedigi...

Günün saatleri ilerledikce hersey iyice cileden cikti.
Sonra artik dayanamadim.Hadi disariya dedim.Kar ile oynamaya.Kar biraz mutluluk verdi neyseki.
Eve geldik.Yemegini yedirdim bu sefer.
Biraz zorla,biraz saka ile yedirdim.
Sonra yastiga basini koymasi ile uyumasi bir oldu.Kesintisiz uyudu.


Ada ile cok fazla uyku ve yemek sorunu yasamadim.
Ama dün anladim ki bunlar birbirine biraz zincirleme giden i$ler.
Uyumayinca yemedi,yemeyince uyumadi.











3 Şubat 2012 Cuma

Farkedebilmek !

Bugün oglum ile otobüste yolculuk yaparken bebek arabasindan asagi inemek isteyen kücük bir cocugun bagrismalarina tanik olduk.Cocuk israrla´anne indir beni´diyor anne de´olmaz inemezsin.Bak herkes oturuyor sen de otur´diye telkinlerde bulunuyor.
Cocuk bir de annesine ´indir beni akilli durucam´diye masum cümleler kuruyor bu arada.
Diger yandan soruna cözüm getirmek isteyen bir bey´bak susmazsan polis cagiririm gelir seni alir´seklinde cocugu tehdit yoluna gitti :( Cocuk orali bile olmadan devam etti.
Adamin ayni tehditi ücüncü kez daha baskin söylemesi üzerine cocuk durumu kabullendi...Adam basarinin vermis oldugu gururla,´bunlara böyle yapmazsan tepene cikarlar´diye anneye öneride bulundu !(bunlar ne demek ya ? Cocuklar düsmanimiz mi ?)
Anne de bu durumdan memnun sekilde adami onayladi.
Adamin niyeti kötü degildi belki ama bazi seylerin farkina varmamiz gerekiyor artik.Degil mi ?
Dedim ki kendi kendime;
´Anne cocuga izin verseydi ne olurdu ?
Bir yere tutunarak devam edecekti.Zaten annesiyle arasinda güvenlik mesafesini asabilecek bir yasta degildi.
Bir yere tutunarak,mutlu mesut ve kendini önemli hissederek otobüsteki yolculuguna devam edecekti.
Bir iki durak sonra inicekti de...
Peki ama neden böyle ?
Cocuklari neden önemsemiyoruz,bir yetiskine gösterdigimiz özeni neden onlara gösteremiyoruz?
Birine göz göre göre yalan söylemeye cekinirken,cocuklarimiza karsi neden bu kadar umursamaz davraniyoruz ?
Bir de tehdit ve rüsvet olayi var tabiki...
Bunu yap sana su vericem,söyle yaparsan bunu elde edebilirsin gibi cümlelerle hakimiyeti elimizde tutmaya calsiyoruz.
Ama en fenasi da´Seni artik sevmicem cünkü böyle davrandin´diyerek sevgimizi de bu ise alet etmek...
Cocugumuza kosulsuz sevgiyi vermek,onu herseyi ile kabul etmek,onu sadece o oldugu icin sevmeyi basarabilmek anne baba olarak yapacagimiz en iyi sey olsa gerek.
Yalansiz,tehditsiz,asagilamadan,onur kirmadan,onlara saygi,özen göstererek bu isi daha kolay ve daha yapici sekilde yürütebiliriz diye düsünüyorum...
Onlar kücük yetiskinler degildir ama birey olma hakkina sahip degerlilerimizdir !
Not:Eski bir yazi.Güncellemek istedim.

31 Ocak 2012 Salı

Ya Göründügün Gibi Anne Ol,Ya Da Oldugun Gibi Anne !

Son zamanlarda,bariz bir sekilde evden baska bir yerde Ada da baskalasiyor.
Kozasindaki o sakin,ilimli,kendi halinde olan cocuk,ciglik cigliga bagiran,bir türlü memnun olmayan,yemek yemeyen,israrla sekerli seyler isteyen,yapma kelimesini yap diye tercüme eden bir firlamaya dönüsüyor.
Bu durum bazen canimi fena halde SIKIYOR.
Tabii bu annelik duygusu ile de ilgili.´Hayir ya benim oglum aslinda böyle degil diye haykirmak istiyorum.Disarda böyle gariplesiyor,o aslinda bir melek :)
Bu sebebden dolayidir ki onunla evde olmayi cok cok seviyorum.
Evdeki sukuneti baska hic bir yerde bulamiyorum.Yemegini yiyen,gülen,eglenen bir cocuk evdeki cocuk...
Mesela dün;sabah uyandiginda hafif burun akintisi vardi.Ben de okula göndermedim.
Sürekli yan yana olmamiza ragmen birbirine hasret kalmis gibiydik.Nedense ?
Oyun oynadik,cizgi film seyrettik,kurabiye yaptik,puding yaptik.(hayir canim kafamiz sadece yemeye calismiyor :))
Bol bol birbirimize sarildik,öpüstük.
Ahh oglum.Ne kadar sirinsin.Peki ama disarida yine canavarlasiyorsun ?dedim.
Sonra aklima´misafirlik dönüsü yolunda,annemin eve gidelim sorucam ben size´cümleleri geldi.
Hepimiz cocukken böyleydik degil mi ?
Hani tembihlenirdik misafirlige gitmeden önce.´Sakin beni utandirma.Evdeki gibi uslu ol,akilli cocuk ol emi´seklinde.Cünkü baskalarinin yaninda annemiz kizmazdi.Kizginligini belli eden bir bakis firlatirdi o kadar.Eee peki eve gidince ? Orasini sonra düsünürdük :)


Genel zamanimizi evde,yalniz gecirdigimiz icin disarida üzerine pek gitmiyorum onun.Yemek yemek istemesse israr etmiyorum.Evdeyken yapamadigi seylere baska bir yerdeyken hosgörülü davraniyorum.
Evet iste sorun burda.
ikimizde,en azindan disarida kafa dinleyelim diye bazi seylerden taviz veriyorum.Bu da Ada´ya ´disarida istedigin gibi davranabilirsiniz´mesaji olarak gidiyor.
O da sag olsun,elinden geleni ardinda birakmiyor.
Baska yerde,baskalarinin yaninda tabii ki onu rencide edicek sekilde davranmaktan kaciyorum.Yine ayni benim ama biraz daha esnek birakiyorum.
Evde sorunlari cözmek kolay ama disarida zor diye düsündüm.Sorunlarla karsilasmaktansa,görmemeyi tercih ettim sanirim.
$u da var tabii.Cocuklar genelde baska insanlarin yaninda biraz simarmak istiyorlar.
Belki ilgiden,belki dikkat cekmekten...Cok fazla önemsememek lazim.Cocuk cocuktur yani.


Nihayetinde tek cözüm dogal annelik...Dogallik.
Evde nasilsan disarida da öyle bir anne olmak.Cocuguna da bunu göstermek !


Uzun lafin kisasi,Ya göründügün gibi anne ol,ya da oldugun gibi anne :))










22 Ocak 2012 Pazar

Cocugun Dogal Bir Parcasi:Oyun



Kücük bir kiz cocugu iken bebeklerle,cocuklarla ilgilenmek en büyük merakim ve zevkimdi.
Komsu cocuklarina bakmak isterdim.Uyutmak,ayagimda sallamak,yemek yedirmek...Tabii annem izin vermezdi.
Sonra lisede,bölüm secerken müzik ögretmenim bana dediki ´kizim sen cocuk gelisimi bölümüne git.Tam sana göre.´Ne farketmisse artik...
Hic düsünmeden o bölüme kayit yaptirdim.iyi ki de öyle olmus.
Anaokulunda,kreslerde bol bol baktim.Doydum :)
Sonra Ada girince hayatima,oyuncagina kavusmus bir cocuk gibi oynadim onunla.O güldükce ben daha cok sebeklik yaptim karsisinda.
Sonuc annesini oyuncagi sanan bir cocuk,yorgun ve oyundan bikmis bir anne !
Yazdim burda da bir kac defa.Asla oyuncak ile oynayan ve kendini oyalayabilen bir cocuk degil.Olmadi.Olamadi...
Durum böyleyken oyun üretmek de kacinilmaz oluyor.
Bazen öyle sacmaliyoruz ki...Uzaktan biri izlese deli be bunlar diye etiketler bizi.
Neyse,oyun nedir ? Önce onu yazayim.


Oyun,insanin özellikle cocukluk yillarinda bedensel ve zihinsel gelisimine katkida bulunan,duygu ve düsüncelerini ifade edebildigi bir etkinliktir.Oyun,cocugun yasaminin dogal bir parcasidir.


$imdi unutulmasin ve belki birilerine ilham olur diye yaziyorum,uydurmasyon ama cok büyük ciddiyetle oynadigimiz oyunlarimizi.


  • Ev yapmaca:Bir örtüyü yatagin bas kismina sIKIstirarak geriyoruz.icine giriyoruz.Orasi bizim evimiz oluyor.Yemek yiyoruz,uyuyoruz.Her sey yapiyoruz.Zaman zaman yastiklarla da oynuyoruz.Ama yatak daha konforlu oluyor :)
  • Bebekcilik:Ben bebek oluyorum.Ada benim ebeveynim.Ben ona ne yapiyorsam aynisini yapiyor.Yansimam gibi.Yalnislarimi,dogrularimi ve Adanin gözlemci tarafini görüyorum bu oyunla :)
  • Ucakcilik:iki sandalyeyi arka arkaya diziyoruz.Kagittan biletlerimiz var.Bir de iki bozuk paramiz.O yolcu oluyor.Bilet satiyorum ona.Ben hem hostes hem pilot.Ucak kurallarina göre oynuyoruz.Yemek veriyorum.Kemer takiyoruz.Ucak kalkiyor.iniyor falan...Sonra sira ona geliyor.
  • Corapcilik:Benim tül coraplarimi sira ile kafamiza takip,birbirimizi kovaliyoruz :)
  • Saklambac:En sevdigimiz oyun.Bunu anlatmama gerek yok degil mi ? 
  • Torba oyunu.Yazmistim.Tik tik lütfen.
  • Tatlicilik:Bunu anlatamam,görmeniz lazim.Ama o halimi görmemeniz daha hayirli :)
  • Heykelcilik:Müzik acip,dans ederken aniden kapatiyoruz.Müzigin kesildigi an oldugumuz gibi donup kaliyoruz.Heykel oluyoruz yani.
  • Arabacilik:Elimize kapak ya da ona benzer ne bulursak aliyoruz.Söför oluyoruz.Kirmizi isik diyorum duruyoruz.Yesilde de geciyoruz.Bazen carpisik kaza yapiyoruz.Oyun bu hersey olabilir :)
SIkca oynadigimiz oyunlar bunlar.
Cocukla oyun oynamak cok ciddi enerji istiyor.Cünkü o yorulmuyor,senin yorulmani da kabul etmiyor.Hiiic bitmesin istiyor.
$imdilerde zorla oynuyorum diyebilirim.SIkildim artik.
Yo-rul-dum.
Yine de Ada´nin benimle oynarken cok sey ögrendigini düsünüyorum.
Yer degistirdigimiz zaman,ben cocuk o anne ya da baba oldugu zaman bizim ona davrandigimiz sekilde bir tutum sergiliyor.
Örn:Uyku zamani diyor,hikaye kitabi getirip anlatiyor kendi dili ile.Sonra hadi yatagina diyor.
Ben Ada´yim ya.Sizinle yaticam diye mizmizlik yapiyorum.
O da ayni benim yaptigim sekilde ya tamam diyor,beni yatagina yatirip,kendi benim kitaplarimdan aliyor.O kitabi sakadan okurken benim uyumami bekliyor.Ya da kapiyi kapatip ben aglayinca yanima geliyor.Tamam gecti deyip,yine gidiyor.
Hatta bebek olmayi abartip cok direnirsem,kiziyor bana :)
Böylece Ada bana ayna olmus oluyor.Onun kafasinda ki herseyi ögreniyorum.
Paylasmayi da ögrendigini düsünüyorum.Oyun icinde bu benim,bu senin diyor SIkca.
Gercekde de bir cok seyini paylasiyor.Hatta bir sey yerken mutlaka bana,babasina ikram ediyor.
Oyunda sira kavramini cok önemsiyor.Sira sende sira bende sekilde hatirlatmalarda bulunuyor.
Özellikle bir arkadasi ile oynadigi zaman en cok bu yüzden yanima geliyor.Amaaa sira bendeydi diye.
Bisikletine binerken önce ben sonra sen diye kuralini da bastan belirliyor.
Ara ara oyun icinde problemleri de cözüyor.Bu böyle oldu.Ne yapsak diye düsünüyorum.O da fikir üretmeye basliyor.Bir fikyim vay deyip daliyor olaya.Güzel cözümler üretebiliyor bazen.

Dipnot: Anne-babalarin cocukla oyun oynamasi ögretici ve cocuk acisindan gercekten cok eglenceli.
Ama ben biraz abarttim galiba.iste sonradan görme anneligim...
Siz yapmayin.Sizinle oynasin,oynayin.Ama kendini oyalamasini da bilsin.
Bence :)








20 Ocak 2012 Cuma

Ada ve Yabanci Dil

Nerdeyse dört ay olacak kücük Ada(m) okullu olali...
Araya hastaliklar,tatiller girdi.Bu bosluklarin ardindan,okula yolunda aglamalari da bize eslik etti ama nihayetinde alisti diyebiliriz.
$imdilerde her gün yeni kelimeleri ile karsiliyor beni.
-Biyiyomusun ben budün ne öyendim ? sorusu ile gururlandi cok kez :)
Günlük olarak ögrendigi almanca kelimeleri bana söylüyor.Hatta yeri geldiginde kullaniyor.
$a$iriyorum,seviniyorum.
Cocuklarin dil ögrenme kabiliyetleri feci bir sey.
O kadar hizli,o kadar güzel kapiyorlar ki $a$irmamak elde degil.
Ögrendigi her yeni kelimeye gösterdigim a$iri tepkim dikkatinden kacmamis olacak ki,söylerken bir heyecan bir mutluluk görmelisiniz.
Bununla birlikte türkce konusmalarinin arasina ara ara yabanci kelimeleri de serpistirmeye basladi ki bundan hic memnun olmuyorum.
-Auto(araba) nerde ? diyor.
-Araba burda diye özellikle altini ciziyorum.
Avusturya´ya ilk geldigim zaman genclerin,cocuklarin türkcelerindeki o vahset bozukluga cok üzülmü$tüm.
Dört kelimelik bir cümlenin ikisi yabanci kelimeydi.
Ailelerin etkisi büyük.Cünkü onlar agizlarinin alistiklari sözcükleri türkcenin bir parcasi gibi kullaniyorlardi.Cocuklarda da o sekilde olmasi cok tabii bir sonuc.
Gayat güzel konusanlar da var.Ama sayilari cok cok az malesef !
Almanca kursuna gittigim dönemde,hocamiz cocuklarin dil konusundaki üstün ögrenme kabiliyetini anlatirken söyle demi$ti.
´Ben Polanya´dan geldim.iki kizim var.E$im Avusturya´li.Ben kizlarimla sadece ve sadece kendi anadilimi konusuyorum.Esim de yalniz almanca.Cocuklarim kiminle hangi dilde konustuklarini biliyorlardi.´
Cok ho$uma gitmi$ti.Harika bir teknik oldugunu dü$ünmü$tüm.
Bir yerde de bunlari okudum.


Çocukların çok kolay bir şekilde dil öğrenebilme yetenekleri çoğu kişinin dikkatini çekmiştir. Niçin çocuklar kolay bir şekilde dil öğrenme yeteneğine sahiptirler? Çocuklar için 0-5 yaş arası dönem yabancı dil öğrenme açısından hayati öneme sahiptir. Doğumdan itibaren 5 yaşına kadar çocuğun beynindeki Nörofizyolojik mekanizma çok faaldir ve bu mekanizmanın yardımıyla dil otomatik olarak beyne kaydedilmektedir. Çocuk duyduklarını adeta bir kasete kaydedercesine beynine kaydetmektedir. Bu dönemden sonra bu mekanizma özelliğini kaybetmekte ve kayıt özelliği sona ermektedir. Daha süt emme dönemindeyken çeşitli sebeplerle aileleri tarafından kaybedilip vahşi hayvanlar tarafından büyütülen çocuklar hakkında kayıtlı olaylar bulunmakta. İnsanlar tarafından sonradan bulunup büyütülen bu çocukların 5 yaşını geçmiş olanlarına konuşmayı öğretebilmek mümkün olamamıştır. Bu çocukların bütün dil dağarcıkları sonradan öğrendikleri az sayıdaki kelimelerle sınırlı kalmış ve üstelik bu kelimelerle cümle teşkil etme özelliğine de sahip olamamışlardır. Bunun sebebi daha önce değindiğimiz Nörofizyolojik mekanizmanın etkinliğini kaybetmesinden başka birşey değildir. Eğer çocuk 5 yaşına kadar bir dilde ya da ana dilinde konuşmayı öğrenmişse bu yaştan sonra başka bir dili de öğrenebilir demektir ancak bu, yukarıda bahsettiğimiz doğumdan itibaren başlayan mekanizma ile değil de yetenek, harcanan performans, kendini zorlama, ağır ve sebatlı bir şekilde çalışma ile olur. Bu durum çocuk üzerindeki yükün artmasına bağlı istenmeyen neticeler verebilir. Her çocuğun zeka ve hafıza kabiliyeti farklı farklıdır. Eğer bir çocuk dil öğrenmede zorluk çekiyor ve kendisini sınıfındaki diğer çocuklarla karşılaştırıyorsa neticede başarısızlık, kendine güvenmeme gibi psikolojik problemler ortaya çıkabilir. Eğer meseleye tersinden ve iyimser bakış açısıyla bakarsak, erken yaşlarda dil öğretimine başlanırsa bu durum, söz edilen çocuklar için psikolojik problemlerin olmaması ve birkaç dilin kolayca öğrenilmesi demektir. diyor...


Almanca´yi nasilsa burda ögrenecek diye evde sadece türkce konustuk,konusuyoruz.Zaten önce anadil diyor tüm uzmanlar.
Aksagan da önemli.Cocuklarin baskilama teknigi ile dil ögrendiklerini okudum bir cok yerden.Gercek aksagani ile dogru yerlerde baslangic yapmalari gerektigini düsünüyorum.Babasi iyi konussa da aksagani tam olarak Avusturya´li gibi degil neticede.


iki kültür arasinda ya$ayan cocuklarin sorunudur bu.Engel olamayiz ama belki biraz daha güzel hallere sokabiliriz.
Bu konuda önemsedigim bazi noktalar var,
  • Ada´ya türkce hikaye kitaplari aldim.Önceleri bol resimli kitaplari sadece anlatiyordum.Bir de uyumadan önce Türkiye´den aldigim bu kitabi okuyordum.Her aksam bir hikaye.Ada´nin anlayacagi sekilde,yasina uygun hos hikayeler var icinde.

  • Türkce cocuk sarkilari cd´leri dinletiyorum zaman zaman.Oyun oynadigi sirada aciyorum.Hem oynuyor,hem dinliyor.Egleniyor da.
  • Anaokullunda calisinca bir cok cocuk sarkisi da ögrenmis oluyorsunuz.Bu sarkilari söylüyorum Ada´ya.Ögrendi bir cogunu...O da bana e$lik ediyor.Cani isterse :)
  • Cizgi filmleri her iki dilde de izliyor.Ama türkce olmasini önemsiyorum.
  • Arkadasliklar da etkili olabilir bence.Kendi arkadaslarimin cocuklari ile bir araya getirmeye calisiyorum.
  • Ve ileriki yaslar icin en önemlisi okuma aliskanligi kazanmis olmalari...Kelime dagarciyi genislecek hem anadiline hem diger dile daha iyi hakim olacaktir.
Aklima gelenler bunlar.ilerleyen zamanlarda neler olacak bilemiyorum.
iyi almanca konusacak Ada.Bu a$ikar..
Bakalim iyi ve güzel bir türkce konusabilcek mi ?
i$te orasi muamma  :)








12 Ocak 2012 Perşembe

Gizli i$...


Yemegini tabaginda biraktigi icin cikolata yemesine izin vermedim.Israr etti.Tabagindaki balik ile patatesini gösterdim.
Ben tam sofrayi toplamaya koyulmustum ki odasinin kapisini kapatti.Hic yapmadigi bir seydi.Süpelendim.
Gittigimde elini arkasina sakladi.
-Elindeki ne ?dedim
-Hiiiccc...Dedi.
Uzun uzun bakinca,
-Cikolata yiyeyim anne sütten.Demez mi ?!
Arkasinda sakladigi suc unsurunu göstererek.
Cok cok öfkelendim.Yapmamisti bunu daha önce.
Farkindaydim...
Öfkemin altinda yatan sebebler biraz $a$kinlik ve galiba ufak bir hayal kirikligi...Deli miyim neyim ?Niye hayal kirikligina ugruyorsam sanki.O daha kücük bir cocuk.
Olur böyle seyler.
Evet gizlice birsey yapmasina ve ufak bir yalana basvurmasina alindim galiba...
-Ben sana yalan söylüyor muyum ? dedim.
-özüydiyeyim.Dedi.
Yüzünde belirlenen o sucluluk ifadesi pismanligini ele veriyordu.
Ama yine de cok üzüldügümü defalarca dile getirdim ve belli ettim.
Abarttim.Dünya durmu$ gibi davrandim adeta.
Anlasin istedim.Bunun benim icin,onun icin ne kadar önemli oldugunu.
Ellerini boyayip yikamaya gitmis.Lavabo,musluk,dokundugu her yer renklenmis.
Bunlara kizmam.Temizlerim olur biter.
Ama böyle seylere cok takilirim.
Benden korkmasini da istemiyorum elbette.
icdisiplin önemli.Evet en önemlisi bu !
Korkugu icin degil,ic sesi izin vermesin kötü davranislar yapmasina.
Anlattim onun dili ile...Anlayacagi sekilde.
Daha cokca da anlaticam.Bu bir ilk ama son degil biliyorum.
Eger her seferinde bu tavirla yaklasirsam kisiliginde olumlu olarak peki$ecegine,sekillenecegine inaniyorum.
Sonuc;
-söz annecim.Bi daha lalan(yalan)söylemicem.Tandirmicam timseyi.
Verdim istedigi Cikolatayi.Yerken gülümsüyordu,gözleriyle.
Ayni annesi...Annesi de cikolata yerken gözleri ile gülüyor cünkü :)


29 Aralık 2011 Perşembe

Altin Noktalar

Bir süredir Ada ile aramiz bal kaymak...
Sanirsiniz o Kayu ben de annesiyim :)
-Ada sunu yaparmisin ? 
-Tamam annecim...diyaloglari ile ya$iyoruz.
Ehh mutluyum tabii :)
Benim sesim nerdeyse hic yükselise gecmiyor.O da sürekli herseye uyum sagliyor.O uyum sagladikca ben de daha bir pamuk anne oluveriyorum...
$aka bir yana devirdigim tüm ebeveyn kitaplarindan,ögrendiklerimden,tecrübe ettiklerimden yola cikarak bir cizgi cizdim kendime en basindan...
Bir cocuk kitapla büyütülmüyor bunu da ögrendim tabii ki ama kitaplar bize bir yön verebiliyor.
Her yazilan da dogru olmuyor.Ama siz aralarindan size ve cocugunuza uyan dogrulari secip alabiliyorsunuz...


E$iklerle dolu,rengarenk bir yolda yürümek gibidir annelik. Yolun rengi bazen degi$se de anne olmanin tadi hic degi$mez...


Degismiyor...Ne kadar yorulsak da,zorlansakta keske anne olmasaydim demiyoruz,diyemiyoruz !


Ben kiz meslek lisesi Cocuk Gelisimi Bölümden mezunum.
O günlerden beri cocuk üzerine yazilmis,psikoloji,beslenme,oyun etkinlik kitaplarinin icindeyim...
Anne olucagimi ögrendigimden beri daha da cok icine girdim.Sadece anneligim icin degil.Cocuk egitimi konusuna özel bir ilgim oldugu sebebiyle de elimden geldigince okuyorum.
Okumak kolay tabii.Asil olay uygulayabilmekte...
Calistim...
Uyanlarda oldu,yari yolda birakilanlar da.Ters tepenler de...
Ya da benim yapima uymayan cocuk egitim yaklasimlari ile de karsilastim.
Ama en önemlisi icgüdülerim...Ben icgüdülerini uzunca bir süre rafa kaldirmis bir anne olarak dolastim.
Simdi yanildigimi biliyorum ama o zamanlar ki ilk anne olmanin verdigi o görmemislikle yok saydim hissettiklerimi...
Aman söyle olsun,böyle olsun kelimelerim ile(bir arkadasimin tabiriyle)SONRADAN GÖRME anneydim artik... :)
Neyse siyrildim.Siyrilmak zorundaydim.Cünkü öyle cocuk büyütülemezdi...Olmuyordu.Bir yerde mutlaka tökezliyordum.
Öyle böyle anneligi ögrenmeye basladim.Annelik icimdeydi.Bilgilerim bana yön veriyordu.Ama ben ancak annelik güdülerimle o yöne dogru bir sekilde gidebiliyordum bunu ögrendim sonunda...
Benim icin cocuk egitimde olmasi gereken ve ne zamana ne de baska farkliliklara karsin hic degismeyen ve bana göre ALTIN noktalar;


  • Yalan söylemek,kandirmak: Bence cocuklarimizi yetistirirken ilk yapmamiz gereken sey empati kurmaktir.Bana biri yalan söylese hosuma gidermi?diye bir soruya kim olumlu cevap verebilir ki ?Aman cocuk nerden anliyacak yalan söyledigimi diye düsünenler de var tabiki.Ama anliyorlar...Cocugumuzun kendine güvenen bir birey olamasini isteriz hep..Bunun icin de önce anneye babaya güven duymasi gerekiyor.Ada birsey istedigi zaman ona aciklama yaptigimda beni o kadar olgun bir sekilde dinliyor ve anliyor ki..Bana güvendigini hisettigimde dünyalar benim oluyor gercekten :))
  • Onlari dinleyebilmek ve konusmak: Dinlemek de bir sanattir.Sözlerini kesmemek onlara verdigimiz degeri gösterir.Saygi duydugumuzu belli ederiz.Ilerde de bu cocuk beni hic dinlemiyor,benimle hic konusmuyor cümlesini kullanmayiz belki!
  • Duygularini bir ayna gibi onlara yansitabilmek,düstügünde ya da herhangi birseyden dolayi cani yandiginda dikkati dagitmak yerine hissettigini anlamaya calismak ne kadar güzel birsey aslinda.´Canin cok aciyor demii,burasi aciyor biliyorum´diye ifade edilen kelimlere eminim olayi daha pozitif hale sokar.Cocumuza seni anliyorum mesaji verebilmek onu cok rahatlatir ve ilerde birsey yasadiginda paylasicagi ilk kisiler biz olabilir.
  • Öfke,kizginlik gibi duygulari yasamasina izin vermek.Aglama cok ayip,kizma cok cirkin oluyorsun gibi cümleler cok kullanilir.O duyguyu yasamasi gerekiyor cocugun birakin yasasin.Kizinca belli etsin,sevmedigi birseyi söylesin,öfkelenince öfkesini yasasin.Yani dogal olsun.Baski altinda hissetmesindense herkesin icinde kendini yerlere atmasini tercih ederim acikcasi..
  • Sinirlar koymak;cocugun kendini güvende hissetmesin icin sinirlar gercekten cok önemli.Ben cok sabirli olmadigim icin sinirlar hep kurtaricim olmustur cogu zaman :)Yapmasi ve yapmamasi gereken davranislari bilmesi yönünü bulmasini saglar.Tabiki sinirlarin anlamli olmasi etkili olabilmesi icin önemlidir.
  • Kararli olabilmek;cocuklarimizin istenmeyen davranislari karsininda kararli olabilmek,net cümlelerle kendimizi ifade etmek sorunlari kolay cözmede cok etkili bana göre.Ada parklara gitmeye basladigimizda,yeterli süre kaldiktan sonra eve gitmemiz gerekiyor dedigimizde aglamaya basliyordu yada itiraz ediyordu.Ama ben kararli bir sekilde eve gidiyoruz deyip yürümeye basliyordum.Oda arkamdan geliyordu.Ikinci defa yine ayni sahne.ücüncüsünde tavizin olmadigini görünce zamani geldiginde evimize sorunsuz gelmeye basladik...
Ada cok zor bir cocuk degil.
Ve ben bu Altin Noktalarin problemleri cözmemizde cok etkili olduguna inaniyorum.
Daha yazilmasi gereken bir cok sey vardir eminim.Cünkü cocuk yetistirmek dünyanin en karmasik isi...
Ancak geri dönüsü yok.
O yüzden de en özel isi :)







15 Ekim 2011 Cumartesi

Okullu

Okulda iki haftayi devirdi oglum ama ben daha yeni yaziyorum.
Kiziyorum kendime.Erteleye erteleye kaliyor her$ey ! 
3 Ekim 2011 tarihi itibariyle Kücük ADAm okul yolunu ögrenmi$ oldu.Kafamda nasil olacak?,aglayacak mi ?sorulari gezerken bana el sallayan kücük elleri gördüm.Biraz huzur,biraz $a$kinlikla eve geldim.Büyük ama cok büyük bir bo$luk.Evde bir$ey eksik.Bir ses,bir ayak sesi...
Garip hissettim kendimi.
Üc yildir o hep yanimda.Yorulsamda,sIkILsamda,hasta da olsam o hep yanimdaydi.
icimde zorla tuttugum sabirsizligimla,bana öylesine uzun ve geni$ gelen iki saati doldurup,almaya gittim yavrucagizimi.
Beni görünce gülümsedi.Ama boynuma da atilip sarilmadi.
Sonraki günlerde böyle devam etti.
Acikcasi cok cok zorlanacagimizi dü$ünmü$tüm bu okul muhabbetinde.Ama dü$ündügümün aksine o kadar kolay oldu ki nerdeyse bozuldum benim oglana :)
´hani bana bagliydin sen.Hic aglamadin bile´diye espiler yapip durdum.$aka bir yana bu durum beni cok sevindirdi tabii.Onu aglarken birakmak cok zoruma giderdi eminim.
Aslinda bu i$in sorunsuz gecmesinin en önemli sebeblerinden birinin ´Güven duygusu´ olduguna inanmaktayim.
Cocugun ailesine ve etrafindakilere inanmasi,güvenmesi cok önemli.
Cocuk ne kadar cok kandirilmi$sa bi o kadar da söylenenlere inanmayacaktir.Güvenmeyecektir !
Anne bir yere gitmek icin hazirlanir,cocuk pe$inden aglar.Anne bakkala gidiyorum hemen gelecegim der.Ama ak$ama kadar gelmez.Cocuk kandirildigini fark eder.Bir,iki ve sonunda bu pembe yalanlarda i$e yaramaz.Sonrasinda da etrafina,hatta kendine güvenmeyen bir bireyin temelleri atilmi$ bulunur.
Yakla$ik iki üc aydan beri onunla mütamadiyen okul hakkinda konu$tuk.´sen artik okula gideceksin,orda arkada$larin olucak,ben seni okula birakicam,eve gelip sana yemek hazirlayacagim sonrasinda gelip seni alacagim´cümleleri ile ali$tirdim bu fikre.
Bir kac gün beraber gittik okula.Bir süre kalip orayi tanimasini sagladik.Okulun ne oldugunu,nasil bir yer oldugunu gösterdik.
Tuvaleti gelince ne demesi gerektigini,susadigi zaman nasil istemesi gerektigini ögrettik.Malum evde sadece türkce konu$tuk.
Anaokuluna böyle erken ba$lamasinin en güzel taraflarindan biri dil konusu.Kücük ya$ta dile cok kolay hakim oluyor cocuklar.
Bugün kahvaltida babasi almanca bir$eyler sordu.O da türkceye cevirdi.Allahim agzim acik kaldi.Ben kac senedir dogru dürüst $u almancayi ögrenemezken o iki haftada neler koymu$ kafasina.
i$te cocuk böyle bir $ey.
Antenler hep acik.Ne verirsen onu aliyorlar !
Cok güler yüzlü,cok $irin bir ögretmen yardimcisi(Ada´nin sinifindan)okuldan ayrildi cuma günü.
Lakin cocuklara harika bir jest yapmadan gitmemi$.
kücük bir kese icinde cikolata,$eker ve her cocugun ismini yazarak hazirladigi minik bir ta$dan olu$an hediyeler armagan etmi$.
Nasil ho$uma gitti anlatamam.






i$te böyle... :)








23 Haziran 2011 Perşembe

Yaramaz Seniiiiii

Demi$tim yaa cümlelere cok takilan biriyim diye.i$te tam bu noktada ve $u halde yine zirva laflara icerleyip duruyorum.
Oglumun bacagi alciya alindagindan beri,uzun uzadiya aciklamalarda bulundum.
insanlar,en tabii bicimde nasil oldugunu merak ediyorlar.Lakin suale´yaramaz seniii,ne yaramazlik yaptin böyle´ diye ba$lamalari ve oglumu göz hapsine alarak,yaramaz cocuk nazarinda bakmalari adamakilli sinilerimi bozmaya ba$ladi...´
´yaramaz degil benim oglum,sadece ufak bir talihsizlik ya$adi´diye toparlamaya calisiyorum.Yanima sinmi$,minik bedene kendimi hissettirerek.
Ama ayni zamanda,benzer kelimeleri yeniden yan yana getirmekten bir tiskinti duyarak...
Bu kelimenin anlamini henüz kavrayabilmi$ degilim ben.Nasil oluyor bu yaramazlik ?
Bana göre hareketli cocuk vardir,ya da anla$ilamami$,derdini anlatmak icin farkli carelere siginan cocuk vardir.Ve sadece cocuklugunu ya$ayan cocuk vardir.
Cocuk kelimesinin yanina yaki$tiramiyorum bu yaramaz kelimesini.Haksizlik yapiliyormu$ hissine kapiliyorum.
Niyahetsiz olan bu cümleye en sakin halimle aciklama yapmaya cabaliyorum.Anlatmaktan yoruldugum anlarda,susmaya sevk ediyorum kendimi.
Durumun en aci tarafi da,cocuklarin yaninda her $eyi konu$abilme cesaretimiz.
$öyle bir empati yapacak olursak,hatta yapmamiza gerek yok ya$amisizdir böyle $eyleri.Annemizin,kom$uya hakkimizda bir $eyler söylemesi,komu$unun gözleri üzerimize odaklanmi$,annemizi dinlemesi.Ya da kom$unun,bizimle ilgili ele$tirilerde bulunmasi.Cocuk oldugumuzu unutarak,kücük yeti$kin muameleri göstermeleri...
Ne kadar utanc vericiydi degil mi ?
Belki kücük diye sakinca bulmuyoruz ama Ada´dan tecrübe ettigim;cocuklarin oyuna en daldiklari sirada bile bizi duyuyor olmalari ve anlamaz dedigimiz bir cok $eyi,aslinda anliyor olmalari...
Oglum cok hareketli bir cocuk olmamasina ragmen katiyen kolay kolay oturan bir cocuk da degil.Ama cevreden oturmamasinda bir sorun varmi$ gibi zorla oturtmaya cali$malari cocuklara ne kadar eziyet ettigimizi gösterdi bana.
´Niye otursun ki?
Cocuk o...Ara$tiracak,kari$tiracak.Kafasindakilere cevap bulacak´diye oglumu savunurken buluyorum kendimi :)
Velhasil,cok konu$an cocuga;geveze etiketi,hareketli cocuga;yaramaz etiketi,soru soran cocuga;fazla merakli etiketi,uykusu gelmi$, kivranan cocuga;cok huysuz cocuk etiketi...
Etiketleme bizim i$imiz !





12 Mayıs 2011 Perşembe

Anaya,Babaya Bak,Cocugu Gör !

Havalarin isinmasi ile parklar evimiz gibi oldu.Cuvalimizi doldurup,cocuk seslerinin geldigi yöne atiyoruz kendimizi :)
Ekim ayinda anaokuluna ba$layacak olan minik Ada´nin cocuklarin arasina kari$masi cok önemli ben de bu aralar.Bagimli bir anne-ogul ili$kisi yürüttügümüz icin aklimda hep´nasil ali$acak´sorulari mevcut.
Parktaki hali de tabii benim daha da panik yapmama sebep oluyor.
Gidiyoruz lakin hemen kari$amiyor cocuklarin icine.Oysa cocuklar ´Adaaaa´diye ona ko$uyorlar.Etrafini sarip onu oyun alanina götürmek isterken ellerinden siyrilarak´sen de gel´diye sürekli israrlarda bulunuyor.Parki cok seviyor aslinda.Orda olmaktan mutlu.Bunu biliyorum.
10-15 dakikalik alisma süresinde onunla biraz birebir oynarsam sonrasinda yanima daha az ugruyor.$ayet parka gider gitmez kö$eme cekilip´hadi sen git cocuklarin yanina´dersem,alisamiyor ya da memnuniyetsiz oynuyor parkta.Tabii ki park süresi boyunca onu unutuyor degilim.Salincaga binmek isterse salliyorum ya da kaykaydan kayarken beklememi isterse bekliyorum.Arada kum oyununa ben de katiliyorum.Ama cocuklarla kayna$sin diye o istemedigi sürece pek müdahale etmek de istemiyorum.Gecen sene parkta  sadece birlikte oynuyorduk.Onun ali$kanligimi bu bilemedim ?
Ben yapi olarak her yere hemen girip,konu$an biri degilim.Konu$mayi severim ama dinlemeyi daha cok severim.
Ada´nin böyle olmasi istedigim en son seyden biridir.Neden mi ? Hic bir hayrini görmedim de ondan :)
$öyle bir cevremdeki aileleri dü$ünüyorum son zamanlarda.Cocuklar aslinda anneyi ve babayi ne kadar yansitiyorlarmi$.Ne kadar benzemesini istemedigimiz seylerin olusmamasi icin cabalasak da bo$una yormu$ oluyoruz kendimizi.Hareketli bir anneyseniz,cocugunuz hareketli olmasina $a$irmamali,cekingen bir yapidaysaniz cocugunuz cekingenligini anlamaliyiz aslinda.
Engin de bana benzer.Öyle hemen ortaya atmaz kendini.Cok konuskan,cok yakindir ama o da bekler bir süre.Ama tabii ki bizim yeti$me tarzimizla Ada´nin ki ayni degil.Oglumun hic bir seyine kari$mam yapamayacagini bilsem de istiyorsa kendisi yapar,ya da sen anlamazsin dur ben yapayim seklinde hic konusmam.
Özgüvene sahip bir cocuk olmasi icin elimden geleni yaptigimi dü$ünüyorum.Böyle kendini geride birakan,benim cocuklugumdaki gibi kafasina kum atilip aglayarak eve kacan,sonra durumu aciklamaktan aciz annesinin gazabina ugrayan bir cocuk olmasini istemiyorum.
Gecenlerde kayinvalidem´cocuklarim hic yirtici degil,hic giri$ken degil´siz öyle yetistirmeyin.Korumayin cocuklarinizi´dedi.
Ben de bunun korumakla hic bir ilgisi olmadigini söyledim.Yani evet biz sürekli durdurulmu$ cocuklariz.Sen yapma,dur dökücen,elleme ciz,beceremezsin sen´cümleleri ile büyümü$.
BECEREMEYECEGINE iKNA EDiLMi$ COCUKLARIZ.
Ama ben ogluma öyle yapmiyorum ki...Ve hic de koruyan bir anne degilim.Araba gelir sakin bir sekilde Ada´ya söylerim ya da durdurum.Böyle ciglik cigliga bagirmam.Düser,panik yapmam.Iki kez elini,ocakta yemek yapmama yardim etmek isterken yakti.Olabilir dedim...Yani onu yapmasin,bir yerini acitir.Elini birakmayayim düser durumlari hic yoktur bende.
Ama yine de yirtici degil benim oglan :)
Dr.CHIRTOPHER GREEN her yönü ile Cocuk yeti$tirme sanati kitabinda okudugum bir bölüm aklima geldi.Ben tüm bunlari dü$ünürkene :)
Baba Gibi,Ogul gibi
Cogu cocuk tipki ebeveynleri gibidir.´Nasil oldu da bunun gibi bir cocugum oldu ?´diyen $a$kin anne ile yerinde oturamayan yorgun cocuklari her zaman görürüm.Daha sonra gözümün bir ucu ile annenin,araba anahtarlarini sallayi$ini,ayaklarini yere vuru$unu görüyorum ve bununla birlikte,davrani$in nereden geldigi oldukca aciklik kazaniyor.Hayatta bir sey yapmak adina ufacik bir cabasi ve hevesi olmadigi icin bana gönderilen bazi cocuklar ayni derecede SIKICI ebeveynler $irketine dahil olurlar.
Cocuk dogarken aslinda bazi huylari ile dogar.Bize dü$en bunlari iyi yöne cevirmek,geli$tirmek.Bunu cok iyi ögrendim.Tecrübe ile de sabitledim :)
Okula ba$layinca ya$ayacagim sorunlari az cok görebiliyorum ben.Belki de ya$amiyacagim kim bilir :)
Ada daha kücük biliyorum.Bu konuda fikri,önerisi ve tecrübesi olan arkadaslarim dü$üncelerinizi merak ediyorum :)
Sevgiler :)

{photo_title} by {uploader_name}
{photo_title}, a photo by {uploader_name} on Flickr.
{description}