28 Haziran 2011 Salı

içimizdeki şeytan

Hala etkisindeyim desem yeridir.Cok cok begendim ben bu kitabi:)
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...´´´

Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, "insanın içindeki şeytan"a keskin bir bakış..(arka kapak)

 İçimizdeki Şeytan, Nihat ve Ömer adlı iki yakın
arkadaşın bir vapurda geçen diyaloglarıyla başlar. İşsizlikten yakınan iki genç konuşurlarken Ömer’in gözü vapurdaki bir bayana çarpar ve o an ona körkütük aşık olur.
Arkadaşı, olan bitenden habersiz, konuşmaya devam ederken, Ömer sözünü kesip bayanı gösterir arkadaşına. Ömründe böyle bir varlığa rastlamadığını söyleyen Ömer, Nihat’ın alaycı tavırlarına maruz kalır önce ama onu dinlemez. Bayanla tanışmak için kalkınca arkadaşı, çıkacak rezaleti görmemek için kafasını çevirir.Tam bu sırada genç bayanın yanında oturan yaşlı teyze Ömer’i tanır ve seslenir. Ömer’den uzun zamandır haber çıkmadığından yakınan ve onu hayırsızlıkla suçlayan Emine Teyze, yakın bir ahbapları çıkar. Ömer, bayanın yanına gitmek için davrandığında Emine Teyze’yi fark etmemiştir bile. Emine Teyze Ömer’i, yanındaki bayanla tanıştırır. Ömer’in annesinin büyük dayısının torunudur Macide. Konservatuara devam etmekte ve bu arada Emine Teyzesinin yanında kalmaktadır. Bir hafta önce babası ölmüş olmasına rağmen Emine Teyze bunu Macide’ye bir türlü söyleyememiştir.Bu tanışma faslından sonra Ömer o günü aklından çıkaramaz ve en kısa zamanda Macide’ye içindekileri açar. Macide de ona karşı boş değildir ve arkadaşlıkları böylece başlamış olur.Macide okul çıkışlarında Ömer’le görüştüğü ve eve geç gelmeye başladığı için Emine Teyzesi, eniştesi ve kızları durumdan rahatsız olmaya başlamıştır. Macide’nin babasından gelen beş on kuruş sebebiyle onu yanına aldıkları için ve bu para da kesintiye uğradığı için zaten çok öfkeli olan Emine Teyze ve eşi, Macide’ye büsbütün kızmaya başlar. Macide kendisine dolaylı yollardan söylenmeye çalışılan -kendisinin neden eve alındığı gerçeğini- öğrenince sarsılır ve hemen eşyalarını toplayıp gizlice evden ayrılır.İstanbul’da Ömer’den başka tanıdığı kimse yoktur. Gidecek yeri de yoktur. Ömer’e rastlayınca çaresiz onun kaldığı eve gider ve oraya yerleşir.Ömer Macide’nin yanına yerleşmesini sevinçle karşılar. Ama Macide için her şey o kadar kolay olmaz, zor bir alışma devresi geçirir. Ömer, Macide’yi çok sevmesine rağmen güçsüz, iradesiz, bugün aldığı kararı yarın uygulamaya koyamayan bir yapıya sahiptir. Çocuksu yanları ve hovardalığı daha ağır basar. Her ne kadar Macide’yi sevse de bir aile kurabilecek ve ev geçindirebilecek irade ve kudreti yoktur. Bunun sorumluluğunu da, kendi içinde var olduğuna ve dışarı çıkmak ve Ömer’i yönetmek için fırsat kolladığına inandığı “şeytan” a yükler. Macide bunu anladığında bile onu sevmekten vazgeçmez. Onu olduğu gibi kabul edip çocuksu yanlarını sevgiyle karşılar. Ama bunlar anlaşmaları için yeterli olmaz. Ömer, kabul görmeyecek öyle yanlışlar yapar ki, Macide onunla başa çıkmakta zorlanır ve en sonunda araları açılmaya başlar.Macide, Ömer’in yakın çevresine alışamaz. Ömer’in arkadaşları, sürekli bir şeylere ya da birilerine özenti duyan, zorda kaldıklarında birbirlerini sırtlarından bıçaklayacak kadar alçalabilen insanlardır. Macide Ömer’in bu insanlarla ne işi olduğunu defalarca sormuş ama cevabını Ömer gibi, kendisi de bulamamıştır.Macide, yapabileceği en iyi şeyin bu ilişkiyi bitirmek olduğunu kavrar ve Ömer’e bir mektup bırakır. Mektupta ona kızgın olmadığını, kendisini hala sevdiğini ama ikisi için de en iyisinin yollarını ayırmak olacağını yazar. Ömer’in kendine gelmesi için yalnız kalması şarttır.Ömer, bir siyasi suçtan dolayı içeri alınınca düşünmeye bol vakit bulur ve Macide’nin kendisi ve ilişkileri hakkındaki düşüncelerinden ve yazdığı mektuptan habersiz, bir takım kararlar alır. Arkadaşı Bedri’yi yanına çağırır ve ona aldığı kararı anlatıp, Macide’ye iletmesini ister. Macide’yi Bedri’ye emanet etmiştir bundan sonrası için.Bedri’nin Ömer’le konuşacağından haberi olan ve onu merakla bekleyen Macide, Bedri dönünce ne olduğunu sorar. Bedri, Ömer’in söylediklerini bir bir aktarır. Bedri’yi dinleyince kendisinin ilişkileri hakkında ne kadar isabetli bir karar almış olduğunu anlar Macide. Bunun üzerine, Ömer’e vermek üzere çantasında sakladığı mektubu çıkartıp okuması için Bedri’ye uzatır. Macide’nin mektubu Bedri’ye vermesiyle roman son bulur.
Not:Bu özet,sanem´in penceresi adli blogdan alintidir.Cok dogru özetlemi$)



2 yorum:

hadi yaz :)

{photo_title} by {uploader_name}
{photo_title}, a photo by {uploader_name} on Flickr.
{description}